16 Temmuz 2018 00:03
-A +A
Ercan Kavuk

Ercan Kavuk

YENİŞEHİR’DE FUTBOLUN TARİHİ (1)

Futbol, spor dalları arasında gerek ülkemizde gerekse tüm dünyada en çok tutulan, en çok sevilen ve seyircisi en çok olan bir spor dalıdır. Spor branşları içinde en popüleri, seyredilmesi göze en hoş geleni ve milyonları peşinden koşturan futbolu İngilizler kendilerinin icat ettiklerini, ilk kez İngilizler tarafından oynandığını söylerler. “ Futbolun beşiği İngiltere’dir “ sözü işte bunun için söylenmiştir. Diğer taraftan Yugoslavyalılar da futbolu kendilerinin icat edip, tüm dünyaya yaydıklarını iddia ederler. Öyle veya böyle futbol zamanla çok gelişmiş ve günümüzde en çok seyredilen ve seyircisi olan bir spor dalı olmuştur. Futbol, uluslararası alanda ilk defa 1896 yılında Yunanistan’ın başkenti Atina’da  Olimpiyakos dağında yapılan OLİMPİYAT OYUNLARINDA oynanmıştır.  
Bursa’nın bir ilçesi olan Yenişehir’de futbolun tarihi eski yıllara dayanır. Mahalle ve sokak aralarında çocukların ve gençlerin kendi aralarında yuvarlak pala toplarla başlayan ve karşılıklı 2 takımın taşlar koyarak kale yaptıkları maçlar çok zevkli, çekişmeli ve heyecanlı olurdu mutlaka. Daha sonraları değişik büyüklükte olan yuvarlak lastik toplarla oynanırken, zamanla ağzımızla soluyarak şişirip pompa ile takviye yapılan ve şişirdiğimiz yerin ince lastiğini bağlayıp, meşin yuvarlağın içine soktuğumuz toplarla futbol oynanmaya başladı. Şimdiki o güzel, kaliteli toplar yoktu  o zamanlarda...
Cumhuriyetten sonra ülkemizin her yerinde futbol daha da gelişmeye başladı ve birçok il, ilçe ve kasabalarda spor kulüpleri kuruldu. Önceleri gayri-federe olarak kurulan kulüplerin yerini zamanla resmi kulüpler aldı. Bu durum ilçemiz Yenişehir’i de etkiledi. Mahalle,sokak araları ve çayırlarda oynanırken Cumhuriyetin 10. Yılı olan 1933 yılında Yenişehir’in Belediye Başkanı Burhanettin Ersöz’ün gayretleriyle gayri-federe olarak renkleri lacivert-beyaz olan YENİŞEHİRGENÇLERBİRLİĞİ adı altında bir kulüp kuruldu (Sanatkârlar Gücü ve Yılmaz Gençlerbirliği birleşti). Bu takım civar ilçelerin ve Bursa’nın amatör takımlarıyla bir çok maçlar yaptı. Yendi-yenildi ama futbolun Yenişehir’de daha çok sevilmesine ve seyredilmesine yol açtı. Futbol artık Yenişehir’de dalga dalga yayılıyor ve  kitleleri peşinden koşturuyordu.  Yenişehir’in önemli eşraflarından Necip Usta’nın 1946 yılında futbola başlayan ve 2010 yılında vefat eden oğlu Sadi Çevik, bana bu yazılarımda destek veren gazeteci ve araştırmacı yazar değerli ağabeyim Turgut Yüce’ye yıllar sonra, 2003 yılında şu açıklamayı yapıyordu: “1946 yılında futbola başladım. Kulüp başkanımız Karaağaçlılar’ın Mehmet Ali Erbaş’dı. Hiç unutmuyorum. İlk maçımı Gemlik’te Gemlikspor ile oynamıştım. Özel bir maçtı. O gün Belediyenin Fargo marka Marakas otobüs ile yolculuk yapmıştık. O maça Belediye Başkanımız  İbrahim Karaosmanoğlu, ilçe kaymakamımız, daire amirleri ve sporseverler ile birlikte gitmiştik. O güne kadar kalemizi koruyan Vedat Şemaki’den bu görevi devralmış bir kaleci olarak ilk maçım olduğu için çok heyecanlıydım. Güzel bir maç oldu. Zamanla böyle çok maçlar yaptık ve Yenişehir’i her yerde her maçta başarılarla temsil ettik. “
         Yenişehir’de 1930lu yıllarda Sanatkarlar Gücü ve Yılmaz Gençlerbirliği adı altında 2 gayri federe kulüp vardır. O günlerin anılarını da Araştırmacı-Yazar Turgut Yüce’nin ağabeyi Adem Yüce şöyle anlatır: “Bizim gençliğimizdeki dostluklarda menfaat olmazdı. Aramızda bağlılık, yardımlaşma ve paylaşma vardı. Tek hobimiz futboldu. Oynamaktan da seyretmekten de zevk alırdık. İlçemizde o zamanlar benim de oynadığım ve esnaf, sanatkâr ve çiftçilerden oluşan Sanatkârlar Gücü ile memur ailelerin gençlerinden oluşan Yılmaz Gençlerbirliği adında 2 gayri federe kulüp vardı. Formamızın rengi yeşil-kırmızı idi. Kalecimiz Kedi Mehmet,diğerleri Sarı Hasan,Hapçıların İsmail, Saraç Şükrü, Berber Riza, Dallı Sabri, Sürmeli Tahirlerin Kâmil ve İbrahim, Pirollar’ın Ahmet, Hacı Naimlerin İsmail, Gırnatacı İsmail Kayalı idi. Yılmaz Gençlerbirliği’nin forma renkleri yeşil-sarıydı. Kalecileri Bursalı Hafız’ın oğlu Fahri,diğerleri ise Hacı Veysellerin Hasan, Salih Ustalar’ın Ethem, Tellallar’ın Bedri ile Hasan, Şiptikliler’in Mahmut, Kumaşların Ethem, Kütahyalı Mahmut, Karaağaçlıların Mehmet Ali, Kuşcu Mahmut, Cırnıklar’ın Süleyman ve Mustafa, Hacı Tahirler’in Ali Osman ve Terzi Muzaffer. Başımızda bir antrenör yoktu. Yaşı büyük olan hem takım kaptanı olur, hem de bizi çalıştırırdı. Deplasmanlara giderken araba paralarını cebimizden verirdik. Tellalar’ın Bedri İznik’te postahanede çalışırdı. Maç olduğu zaman İznik’ten Yenişehir’e yaya olarak gelir, maçtan sonra da İznik’e yaya giderdi. Bugün bu özveriyi hangi futbolcu gösterir? Bu iki kulüp aramızda maçlar yapar ve bazen kırıcı olurduk ama küfür ve hakaret olmazdı. O dönemin Belediye Başkanı Hacı Ahmet’in oğlu Burhanettin Ersöz bu 2 kulübü YENİŞEHİR GENÇLERBİRLİĞİ adı altında birleştirdi ve forma renkleri de lacivert-beyaz oldu.” (KAYNAK: Yenişehir Belleği-Turgut YÜCE)… YAZININ DEVAMI GELECEK HAFTA:

BUNLAR DA İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR
Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
2016 Yenişehir Yörem Gazetesi (Kayı İletişim Ltd. Şti.) tüm hakları saklıdırHaber Yazılımı Haber Scripti