Tefsir hakkında görüşler ve çok bilmişler

26 Ekim 2022 16:20
A
a
Kıymetli okuyucularım,
Peygamber Efendimiz (s.a)’dan Kuran öğrenen sahabeler önce öğrendikleri ayetlerin manalarını sonra da ameli tatbikatını öğrenirler ve bunları yapmadıkça daha ileri gitmezlerdi. Çünkü  Peygamberimiz onlara icap eden yerlerin izahını(açıklamasını)yapardı. Kuran tefsiri konusunda “re’y” yani şahsi görüş açıklamalarından korkan ve çekinen sahabe ve tabilerden bir çoğu Kuran ilminde meşhur olan bu iki şahıs ilk devirlerde bildikleri hususlarda konuştuklarını ve tefsirde çok ihtiyatlı(titiz ve dikkatli, hassas) hareket ettikleri bilinmektedir.  Mesela İbni Abbas secde suresinin 5. Ayetini soran bir şahsa O Keariç suresinin 4. Ayeti ile cevap vermiştir. Bu cevaba itiraz eden şahsa İbni Abbas , bu Allah’ın kitabında bilmediği bir şey hususunda konuşmayı çirkin görmüştür. Bir şahıs Duhan Suresinin 10. Ayetini zanna ve kanaatine göre anlattığını  söyleyince, İbni Mesud bu olaya(habere) kızarak “Ey insanlar Allah’tan sakının. Bir kimse bir şey biliyorsa o bildiği şeyi söylesin. Eğer bilmiyorsa o zaman Allah en iyi bilendir desin” buyurmuştur. Buradan anlıyoruz ki ilk devirlerde sahabe bildiklerini söylemiş, bilmedikleri konularda ise bilgimiz yoktur diye itiraf etmişlerdir.
Kıymetli okuyucularım, Peygamberimiz (s.a)” Sizin en hayırlınız Kuran’ı öğrenen ve öğreteninizdir” buyurmuştur. Burada ki öğrenme ve öğretme kapalı ve iş olsun anlamında değildir. Öğretilen şeylerin muntevasını(özelliklerini ve neleri anlattığını)bilme manasındadır. Bu bağlamda sahabenin 10 ayeti ilim ve amel bakımından öğrenmedikçe başka bir ayete geçmemiş olmaları en açık örnektir. Bir ayetin tefsirini öğrenmek için Basra’ya yürüyen ayetin tefsirini yapanın Şam’a gittiği söylenince Şam’a a kadar yürüyen ve o ayetin tefsirini öğrenen samimi Müslüman ve gerçek ilim adamlarına ne kadar muhtacız. Kuran-ı kenreyi(görüş ve düşüncesi)ile yahut bilmedikleri halde bilir gibi geçinerek tefsir edenler ateşten oturacak yerlerini hazırlasınlar haberi çok anlam ifade etmektedir. Bir kimse sahabeden Hz. Peygamberimizden(s.a)gelen yolu, yani metot ve uygulamayı bilmeden Kuran’ın hakkında konuşursa elbette Allah’ın gazabına layık olur. Ayrıca şahsi görüşü ve kanaati yahut fikri ve hevesine göre tefsir ederse bunu yapan kimse elbette ateşteki yerini işgal etmeye layık olur. İslam’ın ilk devirlerinde tefsirden çekinme onlar için haklı bir harekettir. Çünkü sağlam bir iman onları firenliyor, mukaddes kitapta(Kuran’da)hata yapma korkusu ve Hz. Peygamberimize karşı duyulan hürmet onları bu işten alıkoyuyordu. Kıymetli okuyucularım, O dönemde Peygamberimiz(s.a) onlara lazım olacak kadarını izah etmişti. Ancak sonradan ameli hayat(iş hayatı)genişleyince, ihtiyaçların sınırları da genişledi. İslam’ın ruhundan uzaklaşmalar oldu. Çeşitli suallere cevap vermek icap etti. Dolayısıyla bazı tevil yorumlarına gidilmesi hasıl oldu. Bakınız: Tefsir Tarihi, Cilt 1.say 17-27, Prof. Dr. İsmail Cerrahoğlu.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce, Yenişehir'in en büyük sorunu nedir?

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat