12 Ekim 2020 17:33
-A +A
Zekeriya Kılıç

Zekeriya Kılıç

MÜSLÜMAN TÜRK MİLLETİ ZAMANI GELİNCE UYANIR

Bir yabancıya, Türk milletini tarif eden dede şunları söylüyor; “Siz Türk milletini tanımazsınız. Aslında çok dürüst, çok zeki, çok cesur ve vatan severlerdir. Öldü sanılıyor, halbuki uykudadır. Ciddi bir buhranla karşılaştığı zaman ceset sanılan o koca beden büyük bir enerji ile ayağa kalkar. Siz şaşırırsınız. Maddi kaynaklar boldur. İşe koyulunca ortaya çıkar. Devlet adamlarımızdan biri şöyle der; ”Bizde kaynaklar boldur fakat kanallar noksandır. Çoğu kez de bu kanallar delinmiştir. Mali bunalımlarımız konusunda, içte ve dışta gürültüler koparılıyor. Bunlar boş şamatalar. Millete yüklenmemek şartıyla daha aydın, daha namuslu bir irade. Yaşanılan huzursuzluğun, kötü organizasyonların, yolsuzlukların alıp yürümesini önler.
Gönüllere ruhlqra çöken umutsuzlukları giderir. 
Hele sağlam karakterli üstün iradeli bir vezir, bir yeniköprülü başa geçsin. Adalet denilen şey tekrar var olsun haksız vergi alanlar aleyhine çıkarılan emirler uygulansın, gerektiğinde kafalar uçsun bakın herşey nasıl düzeliyor. Bakın güven nasıl yenileniyor. Bakın devlet hazinesi gene nasıl doluyor ve milletin temel güçleri nasıl harekete geçiyor diyerek müslüman türk milletini tarif ediyor. 1840'ların dönemi öyle anlatılmıştır. Başka bir batılı yazar ise türklerin başarılı olduğu dönemleri anlatırken şu örnekleri vermektedir. "Müslüman hükümdarlar, müslüman devlet adamları tebdil-i kıyafet ederek halkın arasına karışır, sokakları dolaşır, kendileri ve kadrosu hakkında neleri düşündüklerini öğrenirdi. Hatun Reşit bunu yapmıştır. 3. Ahmet'te gerçekleri öğrenmek için imam veya derviş kılığına girerek bu yolu denemiştir. Bu şekilde nice yolsuzlukların önüne geçilmiştir. Türk milletinindeki devlet şuuru daima diri ve canlıdır.
Mesela Kanuni Sultan Düleyman, oğlu Bayazıt Sultan arasında geçen hadise çok önelidir.
Şehzadeler arası mücadelede isyana kalkışan ve İran'a kalçan Beyazıt babasına şu mektubu yazmıştır.
"Ey seraser aleme Sultan Sülayman'ım baba, tende canım, canımın içinde canım, baba Beyazıd'ına kıyar mısın? Benim canım baba bi günahım hak bilir devletlu sultanım baba. Enbiya ser defteri yaniki adem hak içün hem dahi Musa ile İsa ve Meryem hakk içun. Kainatın serveri ol ruhi azam hak içun, bi günahım hakk bilur devletlu sultan baba...." diye devam eden uzun ve çok acıklı bu mektuba, Kanuni de çok ızdıraplı bir cevap vermiştir.
"Ey demadem maxharı tugyanı isyanım oğul, takmayan boynuna her gistavkı fermanım oğul.. Ben kıyar mıyım sana ey Beyazıdhan'ım oğul. Bir günahım deme bari tövbe kıl canım oğul... Enbiya vu evliya ervahı azam hakk içun, Nuh'u İbrahim ve Musa ve Meryem hakk içün, hatmi asarı nübuvet fahri alem hakk içün,bir günahım deme bari tövbe kıl canım oğul.." diyerek babalık ve evlatlık duygularının ne derece önemli olduğunu belirtmiştir. Aynı Kanuni oğlu Mustafa'yı feda etmiştir. Devlet adamlığı sloganlığıyla nutuklarla olmaz. Türk tarihi buna şahittir. Türk milleti de zamanı gelince gereğini yapacaktır.
Şimdiye kadar yapmıştır...

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
2016 Yenişehir Yörem Gazetesi (Kayı İletişim Ltd. Şti.) tüm hakları saklıdırHaber Yazılımı Haber Scripti