MEVLANA'YI ANMAK VE ANLAMAK ÜZERİNE

21 Aralık 2021 17:12
A
a
Kıymetli okuyucularım
Mevlana 30 Eylül 1207 tarihinde Horasan'ın Belh şehrinde doğmuştur. 17 Aralık 1273 tarihinde güneş batarken akşam üzeri vefat etmiştir. Mevlana eğitimine babasının yanında başlamış daha sonra Halep ve Şam'da devam etmiştir. İlk tasavvuf eğitimi de babası Bahaddin Veled'den almıştır. Mevlana'nın babası Sultan-ül Ülema lakabı ile tanınmıştır. Mevlana'nın şiirleri ve mektupları arasında Arapça olanlar varsa da eserleri Farsça'dır. Onun tasavvuf düşüncesinin kaynağı Kuran ve Sahih Sünnet'tir. Mevlana, "Canım tenimde olduğu müddetçe Kuran'ın kölesiyim ben. Seçilmiş Muhammed'in yolunun toprağıyım ben" beyti ile bu idealini dile getirmiştir. Mevlana buna vurgu yaparken şu müthiş mefkuresini de paylaşmıştır. "Pergel gibiyim ben. Bir ayağımla Şeriat üstünde sağlam olarak durduğum halde, öbür ayağımla yetmiş iki milleti dolaşıyorum" diyerek ideal bir Müslüman profili (modeli) çizmiştir. Bu ideal ve düşünce tarzıyla hem milletimizin hem de insanların gönlünde asırlardan beri kabul görmüştür.

Kıymetli okuyucularım
Mevlana'nın en önemli eserlerinden olan Mesnevi tahminen 26.000 (yirmi altı bin) beyitten meydana gelmektedir. Mesnevi yalnız Mevlana'nın değil ondan sonraki bütün tasavvufi edebiyatın en önemli mahsulü olmuştur. Konuyla alakalı Türk Edebiyatı'nda İlk Mutasavvıflar isimli eserin incelenmesinde fayda vardır. Prof. Dr. Fuat Köprülü'nün hazırlamış olduğu bu güzel eserin bir baskısı 1919, ikinci baskısı 1966, üçüncü baskısı 1976, dördüncü baskısı 1981 tarihinde yapılmıştır. Eser Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları arasında yerini almıştır. Elbette Ahmet Yesevi, Yunus Emre, Mevlana ve diğerleri gibi muhterem zatların anlatılması bir yana birkaç makaleye sığmaz. Hele bizim gibi bilgiden mahrum insanların onları anlatması hiç mümkün değildir. Gayemiz çağımızın insanlarına onların değerlerini az da olsa anlatmaktır. Günümüzün sözde tasavvuf erbabı olarak geçiren rantiyecileri ve onların yaltakçılarını tanımak ve anlamak için bu zaruridir.

Kıymetli okuyucularım
Mevlana'nın şu beytini hiç unutmuyorum: "Ey benim pis cesedim. Şu ruhum (canım) senden ayrıldıktan sonra seni seyretmek isterim. Hele güneşin altında bir kokuş, bir kurtlan. Acaba babam diye boynuna sarılanlar, üstadım, şeyhim diye önüne diz çökenler sana yetmiş arşından (metreden) daha fazla yaklaşabilecekler m? Zira bu toprak senin gibi nicelerini yedi, bitirdi de kemiklerinden eser bile kalmadı" diyor. Rahmetli tasavvuf hocamız 1979 yılında sağ-sol kavgaları yapılırken, Yüksek İslam Enstitüsü'nde bu beyti bize nasihat olarak anlatmıştı. Şahsen bana çok tesir etmiş olmalı ki ideolojik ayrılıklarımız olan arkadaşların kaldıkları evlere giderek onlara bunu anlatmıştım. Bugün içinde böyle nasihatleri ihtiyacımız çok var. Ölümü unutup milleti soyanlar, haram-helal tanımadan yiyenler, dünyanın geçici olduğunu unutanlar bu nasihatlerden ibret almalıdırlar. Mevlana'yı anlamak için onun öğütlerini bilmek ve uymak lazımdır. Çünkü ilham Kuran ve Sahih Sünnet'tir.

 
1000
icon

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

alinti yazarlar ALINTI YAZARLAR
hava durumu HAVA DURUMU
anket ANKET

Sizce, Yenişehir'in en büyük sorunu nedir?

e-gazete E-GAZETE
arşiv HABER ARŞİVİ
linkler LİNKLER
duyurular DUYURULAR
Bu haber ilginizi çekebilir! Kapat

Belediye Covid İlanı