10 Ağustos 2020 16:52
-A +A
Zekeriya Kılıç

Zekeriya Kılıç

Kadın hakları mı, eşitlik mi dediniz hoppala

Kadınlara yönelik şiddet, tecavüz, cinayet tecavüzler devam etmektedir. İstanbul sözleşmesinin tartışılmaya açıldığı 2020 Temmuz ayından, 13 Ağustos 2020 tarihine kadar yaklaşık 45 gündür takriben yaklaşık 45 kadın katledilmiştir. "Kim bu katiller?" sorusuna baktığımızda cevapları birlikte sıralayabiliriz. 36'sı sevgilisi ya da sözde kocası tarafından öldürülmüş, 11 kadın şüpheli şekilde ölü bulunuyor. 18'inin neden öldürüldüğü tespit edilememiş. 5'i ekonomik sebeplerle öldürülmüş. 13 tanesi de boşanmak istediği ve barışmayı reddetmek ya da ilişkiyi reddetmek gibi bahanelerle katledilmiştir. 18 kadının hangi sebeple öldürüldüğünün tespit edilememesi ise, kadına yönelik vahşi cinayetlerin boyutunu ortaya dökmektedir. Manzara yürekler acısıdır. Şöyle ki 11 kadın evli oldukları erkekler tarafından öldürülmüş. 5 tanesi birlikte olduğu erkek tarafından, 5'i tanıdığı biri tarafından, 4'ü eskiden evli olduğu erkek tarafından, 2'si akrabası, 2'si babası, 2'si oğlu, 2'si de eskiden birlikte olduğu erkek arkadaşı tarafından öldürülmüştür. Bunların 18'i evinde 6'sı sokak ortasında, 2'si arabada, 2'si arazide ve 2'si otelde 1'ini ıssız bir yerde, 1'ini de iş yerinde katletmişlerdir. 4 kadının ise nerede öldürüldüğü tespit edilememiştir. Geldiğimiz noktada adeta cinayet toplumu olduk. Gençlerimize kadını ile erkeği ile yazık oluyor. Anasız, babasız, yetim kalan yüzlerce çocuğumuz perişan oluyor. Hamaset nutukları yerine gerçekleri görebilsek ve konuşabilsek problem çözülecektir. 1922'de Mustafa Kemal şöyle haykırıyor; "Mektep adını hep beraber hürmetle analım. Mektep genç dimağlara, insanlara saygıyı, millet ve memlekete sevgiyi, istikbalin şerbetini öğretir. İstiklal tehlikeye düştüğü zaman onu kurtarmak için takibi uygun olan en doğru yolu öğretir. Memleket ve milleti kurtarmaya çalışanların aynı zamanda mesleklerine namuslu, mütehassıs ve birer âlim olmaları lazımdır. Bunu da temin eden mekteptir. İslam’ın sosyal hayat anlayışına hiç kimsenin bir özel sınıf durumunda varlığını korumaya hakkı yoktur. İyiliği emretmek kötülükleri yasaklamak devletin temel görevidir. Müslüman Türk Milleti'nin sahip olduğu milli ve manevi değerler üzülerek ifade edelim ki özellikle 1980'den sonra tahrip olmuştur. Bu tahribat maalesef muhafazakâr geçinen iktidarlar zamanında hızlanmış ve tavan yapmıştır. Her konuda bizim rehberimiz ve mürşidimiz olan şanlı peygamberimiz; (s.a.v) "Sizin en hayırlınız ailesine (eşlerine) hayırlı olanınız buyurmaktadır. Gelinen noktada milletimiz şaşkın bir hal almıştır. Kanunlarımız katil sürülerini adeta korumaktadır. Cezaevleri bir nevi beslenme evi olmuştur. Cezalar caydırıcılığını yitirmiştir. Sayın cumhurbaşkanımız bir sözünde "İdam kararı önüme gelirse imzalarım" demiştir. Ne gariptir ki iktidar olsun, ortağı olsun ya da muhalefet olsun bir Allah'ın kulu idam mevzusunu gündeme getirmiyorlar. Tabi burada muhalefetten çok görev iktidara ve ortağına düşmektedir. Çünkü muhalefetin verdiği hiç bir yasa teklifinin meclisten geçme şansı yoktur. Milletimiz de bunu çok iyi bilmektedir. Gönül istiyor ve diyor ki; "Asın şu katilleri..."

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
2016 Yenişehir Yörem Gazetesi (Kayı İletişim Ltd. Şti.) tüm hakları saklıdırHaber Yazılımı Haber Scripti