30 Ocak 2020 17:45
-A +A
Zekeriya Kılıç

Zekeriya Kılıç

FAİZ FETVASI VE DİYANET (5)

Vade farkı ve faiz ilişkileri çok tartışılan bir husustur. İslam dünyası ve Müslümanlar Kuran’ın ihtarını anlayamadılar. Çağımızda uluslararası bankaları zengin milletler küresel kapitalist şirketler, süper denen sömürücü devletler acımasız ve vahşi bir şekilde planlı ve programlı olarak yoksul, ihtiyaç sahibi ve geri kalmış milletlerin ve şahısların üzerine faiz yoluyla adeta çullanmışlardır.
Kısa vadeli uzun vadeli borçlar kat kat faizlerle milletler ve devletler hatta şahıslar malum güçlere mahkum edilmiştir. Evvela Müslümanın şüpheden kaçması lazımdır. Muamelat bahsinde rüşvetle faiz birlikte ele alınmıştır. Delil olarak da Bakara Suresi’nin 188. ayeti gösterilmiştir; “İnsanların mallarından bir kısmını bile bile günah işleyerek ele geçirmek için mallarınızı iş başındakilere vermek suretiyle aranızda haksızlıkla yemeyin” buyrulmaktadır.
Meşru yoldan malın artmasına sebep olan bütün tasarruflar mübah kılınmıştır, serbest bırakılmıştır. Kişinin yapıp yapmamakta serbest olduğu şeye mübah denir. İslam hukukunda “RUHSAT - AZİMET – MASLAHAT” gibi kavramlar vardır. Bunların yorumu için, “NAS” denilen ayet ve sahih hadisler delil gösterilmelidir. Azimet gerçeği olduğu gibi söylemektir. Ruhsat ise Allah’ın darda kalan kullarına bir ihsanıdır. Maslahat ise, “Gerçeklerin korunması için nefsani arzulara uymadan Kuran ve sahih sünnet ışığında din, can, akıl, nesil ve malın korunması için yapılan tasarruflardır.
Efendim konuyla ilgili falanca mezhep böyle dedi, fişmanca mezhep şu görüşü savundu gibi yollarla yanlışlara kılıf uydurmak asla doğru değildir. Güçlüğü kaldırmak için verilen fetvalar neye dayandırılıyor bakmak lazımdır. Dini teklillerde, “Bir batılı, bir fesadı defetmek için aranan çareler” elbette maslahattan sayılmalıdır. Bakara Suresi’nin 275. ayeti “Faizin haram oluşunu ve faizle alım satım arasındaki farkı bildirmek içindir. Faizin haram kılınışının illeti çoktur.”  Vadeli para faizi denilen “NESİE” alım satım faizi adını almaktadır. İslam adına bir delil, bir hüküm verirken, bunun aksini gösteren başka bir delilin ve hükmün bulunmaması icap etmektedir. “Mevhumu lakap” denilen bir görüşle peygamberimizin; “Gücü yeten kimsenin borcunu sallaması haksızlık olup, cezalandırılması gerekir” emri çok açıktır. Netice olarak, “Keşke Müslümanlar meşru olanlarla yetinseydi de bunlarla uğraşılmasaydı.
Çare, çözüm islamdır. Pislikler arasından temiz çıkarma gayretleri bu kadar olur. Konu birkaç makaleye sığmıyor.
 

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
2016 Yenişehir Yörem Gazetesi (Kayı İletişim Ltd. Şti.) tüm hakları saklıdırHaber Yazılımı Haber Scripti