4 Aralık 2017 00:02
-A +A
Hasan Karabulut

Hasan Karabulut

“His yok acı yok…”

Bir haller oluyor bizlere.
Azalarımız gibi dizayn edilmiş ümmet olma istediğimizi rafa kim kaldırdı?
Yola çıkış sebebimizi hatırlayanınız var mı?
Taşlık araziden geçerken yanımıza taşıyabileceğimiz ağırlıkta taş alacaktık biz hani! Hani sonrasında dereden kana kana su içmeyecektik, bizden önce bu hataya düşenler gibi.
Düşmanla karşılaşana kadar asıp kesenler, düşmanın kalabalıklığı ve organizasyonları ve küçük dağ gibi düşman komutanı karşısında topukları üzerinde gerisin geriye dönenlerden ibret almıştık ya biz!
Sen Rabbinle savaş biz belki ondan sonra aranıza katılırız, deyip imtihanı kaybetmek istemiyorduk. Her şeye rağmen savaşa katılmayanlara şehre secde ederek girin emrine uymayıp oturarak arkalarını dönüp muhalefet ederek şehre girenleri okumuş bilen kişiler olarak aynı hataya düşme korkusuyla yola çıkılmıştı ya, ne oldu sonrasında ki?
Şehrin diğer ucundan bir genç bize yaklaşıp da sizi doğru yola çağıran bu elçiye uyun ve onu destekleyen bir diğer kişinin de gelip gence destek vermesini mi beklemekteyiz?
Kutsal değerlerimiz ayaklar altında çiğnenmeye daha ne kadar devam edecek? Uyuşturucu belasıyla beslenen terör ve onun destekçileri cirit atarken ve uyuşturucudan gençlerimiz ziyan olmasına bakışlarımızı daha ne kadar kaçırabileceğiz?
Allah ve Rasülüne açtığımız savaşın sonu ne zaman gelecek? Yoksa bir takım insanlar gibi faiz de alış-veriş gibidir diyenleri mi destekleyeceğiz?
Cumamızı karartanlara sesimiz duyurulmayacak mı? Domuz etinin kasapta satılmasını hazmedebiliyor muyuz? Zina suç değilken evlilik programlarında kadınlarımız pazarlanırken, eşcinseller birbirleriyle evlensin denirken bize bir şeyler mi içirdiler acep?
Tüm bunlar güncelken. İnandık demekle bırakı-verileceğimizi mi sandık?
Allah’ın “Vay o namaz kılanların haline” sözü bizi korkutmuyor mu? Etrafı mübarek kılınan birinci kıblemize çeşitli tecavüzler edilirken susmamızı emreden mi var?
Peygamberimizin müjdesiyle şereflenmiş İslambol (İstanbul)’daki Ayasofya Camii müjdelenmiş Sultan Fatih tarafından vakfedilmişken tüm yeryüzü mescid iken neden Ayasofya mahsun mazlum İslam coğrafyası gibiyken.
Kendimize ne zaman ve nasıl geleceğiz?
Osmangazi Han yanındaki sevdikleriyle birlikte şöyle bir yattıkları yerden kalksa vakit namazını Ulucami’de kılalım dese. “Galiba burasını düşmanlar ele geçirmişler” deyip bizimle savaşmasını mı bekliyoruz? Yoksa “gerçek kuvvet ve kudret sahibi Allah” olduğunu unuttuğumuz için taharet nedir bilmeyen varlıkları kendimizden üstün görüp, gelip evimizin kapısının kırılmasını mı beklemeliyiz?
Tüm dünyada Müslümanlar sıkıntı içerisindeyken rızık endişesiyle ömür mü geçirmek gerekiyor.
Apaçık şekilde köleleştirilen dünyadaki adil paylaşımı biz yapmayacak mıydık?
Odundan resimli kağıt basan ve tüm dünyayı bu resimli kağıtları kullanmaya zorlayan sistemi neden ayakta tutuyoruz?
Coğrafyamızda Müslümanlar katledilirken, katledilen mazlumları batıl din adamları ve papalar sinsice içten içe gülüp de ziyaret ederken biz Allah’ın dinini kalkındırmakla görevliler mutluluk duyuyor muyuz?
“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılacağımızı” söyleyerek yola Allah’ın rızası için çıkıldığında, yolda bulduklarına yola çıktıklarını değişen karaktersizleşmiş kimselere yenileri eklendi biliyor musunuz?
Şair haklı arkadaş, “his yok acı yok leş mi kesildin hayret veriyorsun bana sen böyle değildin.”

Facebook'ta paylaş butonu
Print
Yorum Yap
Yorumunuz
1000

Henüz yorum yapılmadı,
İlk Yorum yapan siz olun...

Facebook Yorumları
Dikkat Çekenler
Arşiv
Hava Durumu
Hava Durumu
Yükleniyor...
Facebook Twitter
2016 Yenişehir Yörem Gazetesi (Kayı İletişim Ltd. Şti.) tüm hakları saklıdırHaber Yazılımı Haber Scripti